Yazar: Gökhan Arıksoy

2019’un son aylarıyla 2020’nin ilk ayları arasında Çin’de başlayan COVID-19, yani koronavirüs küresel bir salgına dönüştü. Küresel salgının tetiklediği panik havası da halihazırda kırılgan olan küresel ekonomik piyasalarda sert ekonomik dalgalanmalar ve durgunluk riski yarattı.

Sadece bir salgın hastalığın geliştirdiğimiz onca yeni teknolojiye rağmen tüm insanlığı nasıl çaresiz bıraktığını görmek hepimizde şok etkisi yaptı. Salgını durdurmak amacıyla alınan önlemlerden biri olan kişilerin sokağa çıkmayarak evlerinde kalması ve paralelinde gerçekleşen ekonomik gelişmeler, belki de onlarca yılda gerçekleşecek dönüşümlerin daha kısa sürede ve hızla gerçekleşmesine neden olacak.

Peki tedarik zincirinde ve bazı sektörlerde ne gibi dönüşümler yaşanacak?

Üretim

Önce Çin’de, sonraysa Avrupa’da ve Amerika’da üretimler durma noktasına geldi. Bu durum da tedarik zincirinin kırılmasına neden olabilir, yani şirketlerde insandan bağımsız üretim yapma ve otomasyon motivasyonunu artırabilir. 2023’te küresel satışların yüzde 23’ünü oluşturması beklenen e-ticaret sitelerinde ürün satışlarının yüzde 25 artması da üretimin ayağa kaldırılmasının çok önemli olduğunu gösteriyor. Diğer yandan son beş yılda bazı şirketler, endüstri 4.0 altında dijital fabrikalarda üretim yaptı. Üretim sektöründe yapay zeka, büyük veri, bulut bilişim gibi yükselen teknolojilerin kullanımının yüzde 17’ye ulaşmasının beklendiği göz önünde bulundurulduğunda önümüzdeki dönemde üretimde uçtan uca otomasyonun daha da artarak dijital fabrika uygulamasının çok daha fazla şirketin yol haritasında öncelik olarak yer alacağını söylemek yanlış olmaz.

Karanlık fabrika ise Endüstri 4.0 değer önerileri içinde belki de en ütopik kavramlardan birisi. Bu kavram fabrikanın nerede olduğundan bağımsız üretim sürecinin tam otomasyonla insan eli değmeden veya insan müdahalesi olmadan gerçekleştirilmesi ve tedarik zincirinin bu şekilde tamamlanması anlamına geliyor. Bu yüzden dijital fabrika uygulamaları artarken karanlık fabrikaları gerçekleştirmek için artık daha hızlı hareket edileceğini öngörebiliriz. Kulağa bilim kurgu filmlerdeki gibi gelse de önümüzdeki 10 yıllık dönemde içinde ışık bile olmayan karanlık fabrikaları düşünün!

Perakende

Birçok insanın dışarıyla temasının azalmasıyla veya hijyen gibi nedenlerle çevrimiçi alışveriş ve al-git temassız alışveriş (drive-through) gibi modellere yönelmesi, bu iş modellerinin yaygınlaşmasını hızlandıracak. Nitekim İtalya, Avrupa’da Covid-19 salgınından etkilenen ve online dünyaya en hızlı geçiş yapan ülkelerden birisi oldu. Analist Ben Antenore ve Kelly Petropoulou’nun İtalya’da açıklanan verilerden yola çıkarak yaptığı analizlere baktığımızda 24 Şubat ile 1 Mart arasındaki kısa sürede online satışın yüzde 81 arttığını görüyoruz. Geçen yılın aynı dönemini incelediğimizde İtalya’nın e-ticaret hareketliliği, tüm Batı Avrupa’yı ve Amerika’yı geride bıraktı. Öte yandan geleneksel gıda perakendesinde mağaza içi sabit kameralı yapay görme teknolojilerinin ve mağaza içi robotların kullanımının süreçlerin otomasyonu kapsamında artacağını da öngörebiliriz.

Sağlık

Yeteri kadar uzmanın ve görevlinin yer almadığı sağlık sistemi, şehirler ve kırsal alanlardaki imkanların eşitsizliği, ilaca erişim ve hatta sahte ilaçlar gibi halihazırda birçok sorunla karşı karşıyaydı. Üzerine ölüm oranı yüzde 3,4 olan ve son derece hızlı yayılan bir salgın hastalık eklenince gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ülkelerin sağlık sistemlerinin nasıl çaresiz kaldığını hep birlikte gördük. Burada yaşanan deneyimlerle, çok daha karmaşık durumlarda sistemin kesintisiz çalışması için altyapılar tasarlanması ve tüm vatandaşları kapsayacak sosyal güvenlik politikaları oluşturulması oldukça kritik.

Enerji

Üretimin ve hayatın durmasıyla karbon monoksit salımı her geçen gün daha da azalıyor ve geçtiğimiz yıla kıyasla hava kirliliği gözle görülür derecede düşüyor. Hatta yapılan erken araştırmalara göre arabalardan çıkan karbon monoksit gazında yüzde 50’ye yakın azalma söz konusu. Dolayısıyla pek çok ülkede kirlilik genel olarak azaldığı için kirliliği bu seviyede tutmak adına temiz enerji kaynaklarına hızlı bir yönelim görebiliriz.

Sadece ABD’de faaliyet gösteren bir yemek şirketi Blue Apron, alışveriş ve yiyecek teslimatlarının gözle görülür derecede arttığını belirtiyor. Aynı durum, yine ABD’deki Costco için de geçerli. Onlar da Şubat aynın sonunda inanılmaz bir talep artışı olduğunun ve (yukarıda da bahsettiğim gibi) tüketici davranışlarının değiştiğinin altını çiziyor.

Tüketici alışkanlıklarının değiştiği sektörlerde yaşanan yenilikler de aynı derecede değişimlere neden olurken teknolojiden güç alan ve dönüşen markalar, Üreticiden Tüketiciye Doğrudan Satış (Direct to Consumer, DTC) iş modelini benimsiyor. Daha otomatik süreçler isteyen tüketicilerin taleplerini kolayca karşılayabilen bu iş modeliyle geleneksel dağıtım yöntemleri yok oluyor ve markalar tüketicileriyle doğrudan etkileşime giriyor. DTC hizmetlerinin artması ve Amazon gibi satış alanlarının etkisini artırmasıyla artık perakendecileri pas geçerek geleneksel FMCG dengesini ortadan kaldıran birçok marka söz konusu. Bu durum özellikle marka güvenini oluşturmak isteyen firmalarda sıkça görülüyor. DTC yöntemini benimseyen firmalar arasında Hollanda merkezli FrieslandCampina yer alıyor. Blok zincir teknolojisini kullanarak geliştirilen sadakat programı sayesinde marka tüketicileriyle doğrudan bağ kurabiliyor.

Türkiye’de de tüm bu gelişmelere paralel olarak hem hızlı tüketim hem de perakende alanlarında mevcut bazı kanalların öne çıkması ya da iş modellerinin yıkıcı değişimlere karşı yeniden kurgulanması gibi yenilikler göreceğiz. Özellikle e-ticaret sektöründe birçok lider, artan talebi daha iyi karşılamak için yeni işe alımlar yapacağını belirtiyor.

Günümüzün dijital dönüşüm gibi trendleri, sektörlerde geri dönülemeyecek kadar büyük gelişmelerin temelini oluştururken koronavirüs süreci tüketicilerin davranışlarında ve dünya çapında tedarik zincirinde önemli etkiler yarattı. İleriki dönemlerde şirketlerden daha yaratıcı yaklaşımlar göreceğimizi düşünüyorum. Değişim dönemlerinde iş modelleri yıkıcı bir şekilde değişirken bu değişimi hızlı anlayan ve uyum sağlayan şirketler aradan sıyrılarak sıra dışı başarılara imza atıyorlar. Nitekim 2008 yılında yaşanan küresel finans krizinin hemen sonrasında kurulan şirketler arasında Square, Airbnb, Pinterest, Uber, WhatsApp, Kabbage ve Slack gibi şirketler yer alıyor. Heraklitos’un da söylediği gibi:

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”

Benzer İçerikler

Tüm Hakları Saklıdır – © Netaş Telekomünikasyon A.Ş. 2020